Otobüste Kaybolan Adalet

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü herkesin malumu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi yargıda “at izi it izine karışmış vaziyette”  (7 Eylül 2016 – Yeni Şafak Gazetesi) iken ana muhalefet partisi başkanının bu konulara dikkat çekmek ve lehte kamuoyu oluşturmak adına yaptığı bir faaliyeti desteklemek veya desteklememek her vatandaşın kendi tercihidir. Ben burada konuyla ilgili şahsi görüşlerimi açıklayacak değilim ama beni tanıyanlar az çok ne düşündüğümü bilirler. Sarıyer Spor Kulübü için bu konunun mesele haline gelmesi ise geçtiğimiz günlerde Sarıyer Spor Kulübü otobüsünün adalet yürüyüşüne yolcu taşıması ve orada görüntü vermesi ile oldu.

Otobüsün bu işte kullanılmasının doğuracağı sonuçlardan önce otobüsün zilyetliği meselesine değinelim. Parti asabiyeti ile hemen savunmaya geçenler yapılanın yanlış olduğunu bildiklerinden bu işte bir yanlışlık yok diyemiyorlar, onun yerine “Otobüs belediyenin otobüsü, kulübün söz hakkı yok!” diyorlar. Çok da ayıp ediyorlar! Otobüsü kulübe hediye eden o zaman ki adıyla İMKB yada Borsa İstanbul’un adı hiç geçmiyor, doğrudan belediyenin otobüsü kulübe tahsis ettiğini söyleyip geçiyorlar. Zannediyorlar ki ne versen gider bu millete! Bu otobüs İMKB tarafından Sarıyer Spor Kulübü’ne hediye edilmiştir, o dönemde Belediye Başkanı olan Sedat Özsoy’un da aracılığı olmuş olabilir. Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulu otobüsün kulübün malı olması halinde vergileri ve sair masraflarının kulübe yük getireceğini düşünerek otobüsün Sarıyer Belediyesi’nin malı haline getirilmesini ve belediye meclis kararı ile de sürekli olarak Sarıyer Spor Kulübü’nün kullanımına tahsis edilmesini sağlamışlardır. O zamanki yönetim kurulu tek kelimeyle alkışlanacak bir iş yapmış gel gör ki şu an ne kulüp ne de belediye yönetiminde görev yapanların çok azı hariç bu konulardan bihaber. Haberdar olanların bilmezden gelmesi ise daha acı. Yani bir nevi Sarıyer Belediyesi çaktırmadan, Sarıyer Kulübü’ne hediye edilmiş otobüsün üzerine yatıyor. Eğer Belediye kendi otobüslerinden kulübe tahsis ediyorsa, bıraksın 20 senelik hurda otobüsü tahsis etmeyi de yeni bir otobüs tahsis etsin.

Diyeceksiniz ki; ne olmuş kulübün otobüsü yürüyüşe giden yolcuları taşıyıp geri döndüyse? Bir kere bunu yapanlar en hafifinden siyasetten anlamıyor olmalı. Belediyenin onca otobüsü dururken Sarıyer Kulübü’nün otobüsünün yürüyüşe gönderilmesi yürüyüşe karşıt olanların eline büyük koz vermiş olurken, hiç gereksiz yere kulübü ve yönetim kurulunu da zor durumda bıraktı ve yıprattı. Basın sözcüsü Bayram Ali Koçoğlu Beyefendi bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Keşke bu açıklamayı yapmasa ve sessiz kalmayı yeğleseydi, daha iyi bir tepki olurdu anlayana! Neymiş efendim “Belediye’nin tasarrufu imiş”, yöneticilerimiz herhalde 5-6 senedir yönetimde kalmanın verdiği mental yorgunluk ile nerenin yöneticisi olduklarının bilincini yitirmişler, hemşeri derneklerinden birinde yönetici olduklarını zannediyorlar. Ben bu fakir aklımla o kulüpte yönetici olayım, kulübün markasını siyasi bir faaliyet kullanacak belediyeyi zangır zangır titretirim. O basın açıklamasını ben değil belediye başkanı yapmak ve özür dilemek zorunda kalır. Çok yazık!

Bitti mi? Hayır, Sarıyer Spor Kulübü’nün logosu ile basılıp Türkiye İş Bankası tarafından satışı yapılan Maximum kredi kartları yaklaşık 3000 aboneye sahip. Bu kartlarla yapılan toplam harcama tutarının belli bir yüzdesi İş Bankası tarafından kulübümüze aktarılıyor. Yani kulübün az ya da çok gelir sağladığı ender kalemlerden biri. Bu 3000 adet kart sahibinin bir kısmının küstürülmesini kim hangi hakla göze alabilir?

Bitti mi? Hayır, 6 yaşından beri Sarıyer tribününe gider gelirim, 30 sene olmuş az zaman değil, iyi tanırım bu tribünü, soluk alıp verişini hissederim. Sarıyer’de çıkan seçim sonuçlarından anlaşıldığı üzere biliyorum ki bizim tribünde muhalefet partilerinden yana olanlar en az %80dir. Orta ve ileri yaş grupları CHP ağırlıklıdır 30 yaş altı gençler arasında ise MHP ağır basar. İktidar partisinden yana olanların sayısı belki tüm tribünde %20’yi anca bulur. Buna rağmen gönül verdiği kulübünün kendisinin karşı olduğu bir siyasi görüşe angaje olduğunu görenleri küstürmeyi ve kulüpten soğutup uzaklaştırmayı kim hangi hakla göze alabilir?

Bitti mi? Hayır, bu yürüyüşü destekleyenlerin başlıca söylemlerinden biri nedir? Mevcut iktidar hukuku ayaklar altına alarak yargıdan bürokrasiye, basından sivil topluma, üniversitelerden spora kadar her yeri baskısı altına alarak iktidarını güçlendirmek ve sürdürmek için kullanıyor. Peki madem öyle, zahirde bu yürüyüşü desteklediği görülen Sarıyer Spor Kulübü’nün yarın öbür gün ardı arkası kesilmeyen hakem hatalarıyla karşılaşmayacağını, federasyonla türlü sorunlar yaşayıp zor durumda kalmayacağını kim garanti edebilir? Sarıyer Kulübü’nü siyasi bir taraf gibi gösterirseniz daha çok ağlarsınız “Hükümet Kasımpaşa’yı, Ümraniye’yi, Alanya’yı bilmem kimi ihya etti bize de kol saati taktı.” diyerek. Yürüyüşe her kesimden destek var havası uyandırmak için kim hangi hakla Sarıyer Kulübü’nü böyle bir riske sokmayı göze alabilir?

Uzatmaya gerek yok, kendi şahsi siyasi görüşlerimden sıyrılarak Sarıyer Spor Kulübü’nün varlığını ve devamını desteklemek adına yazdığım bu satırların sonunda bir kez daha vurgulamak isterim. Sarıyer Spor Kulübü’nün tüzel kişiliğinin ve markasının her hangi bir siyasi faaliyet içinde kullanılması, taraf olması, her hangi bir siyasi görüşe yakın durması kabul edilemez. Sarıyer Spor Kulübü siyaset üstüdür, Sarıyer Spor Kulübü Sarıyer’deki siyasi figürlere değil, siyasi figürler Sarıyer Spor Kulübü’ne muhtaçtır! Bunu kimse unutmasın! Sarıyer Spor Kulübü’nün bilgisi dışında gerçekleşen bu olaya yönetim kurulunun tepki vermesi gerekirdi. Beceremediler. O basireti gösteremediler. Şimdi Belediye Başkanı Şükrü Genç’in çıkıp hata yapıldığını kabul ederek Sarıyer Spor Kulübü camiasından özür dilemesi gerekmektedir!

Kıvanç Ekinci

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şuanda 0 ziyaretçi çevrimiçi
0 ziyaretçi, 0 üye